1. Plak Akümülasyonu ve Yüzey Pürüzlülüğü İlişkisi
Doğrulanmış klinik çalışmalar, yüzey pürüzlülüğünün (R_a) 0.2 μm eşiğinin üzerine çıktığında bakteriyel tutunmanın logaritmik olarak arttığını göstermektedir. Pürüzlü bir yüzey, plak birikimi için ideal bir zemin hazırlar.
• Sonuç: İyi polisajlanmamış bir yüzeyde biriken plak; diş eti irritasyonuna, periodontal hastalıklara ve en önemlisi sekonder çürüklere yol açar.
• Dentsay Çözümü: Hassas aşındırma yapan polisaj lastikleri, yüzeyi bu kritik eşiğin altına indirerek biyofilm tabakasının oluşmasını engeller.
2. Restorasyonun Mekanik Dayanıklılığı ve Marjinal Bütünlük
Polisaj sadece parlaklık vermez, aynı zamanda yüzeydeki mikro çatlakları ve stres noktalarını ortadan kaldırır.
• Aşınma Direnci: Pürüzsüz yüzeyler, antagonist dişlerle (karşı çenedeki dişler) daha az sürtünme katsayısına sahiptir. Bu da hem restorasyonun hem de doğal diş dokusunun aşınmasını minimize eder.
• Kenar Sızıntısı (Microleakage): Restorasyon ile diş dokusu arasındaki birleşim hattının (margin) pürüzsüzleştirilmesi, sızıntı riskini azaltarak dolgunun ömrünü uzatır.
3. Renk Stabilitesi ve Estetik Beklenti
Hastaların bir restorasyondan en büyük beklentisi estetiktir. Ancak pürüzlü yüzeyler; kahve, çay veya sigara gibi dışsal etkenlerden kaynaklanan pigmentleri çok daha hızlı absorbe eder.
• Veri: Çalışmalar, polisajlanmış kompozitlerin, sadece ışıkla sertleştirilip bırakılan yüzeylere oranla %60 daha fazla renk stabilitesi sergilediğini kanıtlamaktadır.
4. Klinik Verimlilikte Isı Kontrolü
Polisaj sırasında oluşan sürtünme ısısı, pulpada (diş siniri) geri dönülemez hasarlara yol açabilir. Modern dental polisaj sistemlerinde aranan en önemli özellik ısı birikimini minimize etmektir.
